‘El, beynin uzantısıdır.’

Çekiçler, duvarlarda asılı araç gereçler, masa üzerindeki çalışmalar mıknatıs gibi çeker çocukları. Sınıflarından atölyeye gelmek için can atarlar. Çünkü doğaları gereği oyun ve yaratıcılık peşindedirler.

Hiç bir zaman onlara birşeyi tarif etmeyiz, tanımlamayız ki bize kendi gördüğüyle kendini tanımlayabilsin. 

Daha atölyenin kapısından girer girmez gözleri parlamaya başlar. En heyecanlı sesleriyle, en inandırıcı halleriyle düşündüklerini anlatmaya bayılırlar. 

Anlattıkları kişilikleridir aslında, onları tanıdıkça birlikte neler yapabileceğimizi görür, ne yapsak daha mutlu ve yaratıcı olacağımızı anlamak kolaylaşır ve atölye bizim geleceğimiz olur.

Her bir malzeme çalışmak, oynamak ve üretmek için ilham verir. Amacımız hayallerimizdeki şekilleri canlandırmaktır. Bu bazen bir ejderha ya da dinozor olarak hayata atılır, sonra bir uzay gemisine dönüşebilir, uzay gemisi bir robota, robot ise gökdelene. Kısaca herşey her şeye dönüşebilir ve aradaki geçişlerde hayallerimizle ve becerilerimizle buluşuruz…