

|
Dünyaya geldikleri andan itibaren öğrenmeye, gelişmeye açık çocuklarımız, doğaları gereği meraklı, öğrenmeye hevesli ve yaratıcıdırlar. Oyun yoluyla hayatı tanımaya, anlamaya çalışırlar. Çocuklar her ortamda öğrenebilirler. Ancak bazı ortamlar çocukların gelişimine daha çok destek sağlayabilir, daha etkin uyaranlarla bu süreci hızlandırabilir.
Okulumuzun
eğitim anlayışının temelini, 90’lı yılların
başından itibaren tüm dünyada "Reggio
Emilia Yaklaşımı" (http://zerosei.comune.re.it)
olarak tanınmaya başlayan ve erken dönem
çocukluk eğitimi konusunda yapılan araştırmalar
sonucunda çocukların gelişimini en etkin
şekilde desteklediği saptanan eğitim yaklaşımı
oluşturmaktadır (http://www.reggioalliance.org).
Buna göre; çocuk, anne-baba, öğretmen ve ortam, öğrenme zincirinin dört ana halkasıdır. Her bir çocuğun bireysel ilgisi ve gereksinmeleri farklıdır. İster çocuk ister erişkin, hepimiz ancak merak ettiğimiz, ilgi duyduğumuz konuları öğrenebiliriz. Öğrenme zincirindeki dörtlü halkada çocuk, süreci belirleyen ve başlatan konumundadır.
Öğretmenin görevi, çocuklarla derin, şefkatli ve destekleyici bir ilişki kurup çocukların birey olarak farklılıklarını görmek, onları en iyi şekilde dinlemek, anlamak, bunlar doğrultusunda çocuğun öğrenme sürecinde rehber olmaktır. Öğretmenler çocukların heyecan ve meraklarına ortak olarak, onların ilgilerini aktif tutarak, teşvik ederek ve gerekli altyapıyı hazırlayarak çocuğa destek olurlar.
En değerli varlıklarımız olan çocukları tanımada anne-baba, öğretmen ve ortam ilişkisi tam olarak kurulduğunda , karşılıklı bilgi alışverişi ve destek olma süreci sağlam temellendirilerek sürekli kılındığında, çocuklarımız adına bu dönemdeki en doğru yatırımı yapabiliriz. Çünkü erken çocukluk dönemi, çocuklarımızın öğrenmeye en açık olduğu, kişiliğinin temellerinin atıldığı, ileriki yaşlarında belirleyici özelliklerinin tanımlandığı dönemdir. Bizim okul olarak görevimiz, bu dört halkalı zincirin tümünü güçlendirmektir.
|